Borsalar meselesinde anlamayan ve çarpıtan kim?

Gazetemizin 90. Sayısı’nda yayınladığımız, Partizan Dergisi’nin Haziran 2014 Özel Sayısında yayınlanan “Tasfiyecilikte yeni bir aşama olarak MKP 3. Kongresi’’ ve “Kenan Evren’den Bismarck yaratmak’’ başlıklı yazılara verilen cevap yazısının ikinci bölümünü okurlarımızla paylaşıyoruz

HABER MERKEZİ (26.10.2014)- “Kenan Evren’den Bismarck yaratmak’’ başlıklı yazıda, bizi Lenin’i anlamamakla itham ederek, Lenin’den alıntı yaparak bunu kanıtlamaya çalışıyor. Lenin’in “Emperyalizm” adlı eserinden yapılan alıntı şu: “Başka bir deyişle, eski kapitalizm, serbest rekabet kapitalizmi, mutlak ve vazgeçilmez düzenleyicisi borsayla birlikte, ortadan ebediyen kaybolmaktadır. Geçici bir dönemin belirtilerini taşıyan, serbest rekabet ve tekel karışımı yeni bir kapitalizm, onun yerini alıyor. Böylece soru kendiliğinden doğmaktadır: Bugünkü kapitalizmin bu ‘geçiş’i neye yöneliyor? Ne var ki, burjuva bilginleri bu soruyu sormaktan korkuyor.’’(abç), (Emperyalizm, sf:42)

Lenin yoldaşın bu kadar açık ve berrak sözlerinden ne anlaşılmaktadır? Borsaların da serbest kapitalizmle birlikte ortadan kalkacağı, hem de ebediyen ortadan kalkacağı anlaşılmaktadır. Yani borsa, serbest kapitalizmde “mutlak ve vazgeçilmez düzenleyici’’ olarak işlevinin bittiğini, bunu n yerine “bankaların hisse senetleri borsasıyla kaynaşarak onu içine emdiğini’’ (abç), (Lenin, Marksizmin Bir Karikatürü ve Emperyalist Ekonomizm, sf: 54) bu nedenle de kapitalizmin tekelci aşamasında borsaların ekonomi üzerinde belirleyici bir öneminin kalmadığını anlıyoruz. Biz böyle anlıyoruz. Peki, bu kadar yalın bir belirlemeyi anlamayan veya Lenin’i çarpıtan kim? Biz mi, Partizan mı? Bakalım ve görelim..

Partizan, Lenin’in esasta ilgili yazısında borsalarla ilgili olmadığı, esas olarak burjuva yazarlarla bankalarla ilgili olduğu zorlama yorumlar sıralayarak; “Ortadan kaybolan şey olarak borsa değil serbest rekabetçi kapitalizm ifade edilmektedir.’’ (Partizan, Özel Sayı, 2014, sf:92) demektedir. Partizan yazarının anladığı budur.

Dogmatizmin ufku her zaman dardır ve Prokrüst yatağıyla sınırlıdır. O, yaşamın akıp giden gerçeğinden kopuktur. Okuduğunu bile anlamaktan uzaktır. Bozuk bir saatin bile günde iki kez doğruyu gösterdiği esprisini, Partizan için rahatlıkla ifade edebiliriz. Dostumuz, okuduğunun yarısı olan, serbest rekabetçi kapitalizmin ortadan kaybolduğunu doğru anlamış. Ancak diğer yarısı olan “mutlak ve vazgeçilmez düzenleyicisi borsayla birlikte ortadan ebediyen kaybolduğu’’nu anlamakta ciddi bir sorunla karşı karşıyadır.  

Partizan, ustaların da kimi öngörülerinde yanılabileceği, “yanılmayanın ve hata yapmayanın ölüler olduğu’’ (Lenin), bu yanılgının da ustaların ustalığına ve komünistliğine en küçük bir leke düşürmeyeceği gerçekliğini kavrayamadığından dolayı, aslında kendisine sorup cevaplaması gereken soruları sıralıyor. Lenin’in yanılmadığını ispatlamak için sıraladığı sorular şunlar: “Peki, bugünkü borsanın tekelci mali sermayenin egemenliğinde bir araç olduğu tespiti Lenin’in tespitiyle uyumsuz mudur? Borsalar emperyalizm çağına uygun bir nitelik kazanan bir araç haline gelmemiş midir? Sermaye akışkanlığını sağlama da borsalar yeniden yapılandırılarak bir ihtiyaca yanıt verir hale getirilmemiş midir?’’ (Partizan Özel Sayı, sf:93)

Evet, biz de tam bu sorular ve bu sorulara ek olarak; borsaların, üretimin her alanına hükmeden sadece senetlerin el değiştirdiği kumarhaneler olmakla kalmadığı, aynı zamanda petrol, döviz, değerli madenler, tarım ve sanayi ürünlerinin taban ve tavan fiyatlarının belirlendiği yeni borsaların oluşturulmasıyla dünya ekonomisinde belirleyici faktörlerden birisi haline gelmemiş midir? diye soruyoruz.

Lenin’in ebediyen ortadan kaybolacağını öngördüğü borsalar, ortadan kaybolmuş olduğu veya önemlerinin azalmış olduğu yerde emperyalizm sürecinde tam tersi bir seyir izlemektedir. Dünya ekonomisinde oynadığı büyük rollerle, emperyalist kapitalizmin vazgeçilmez aracı haline gelmiştir borsalar. Borsalar geçmişte serbest rekabetçi kapitalizmin ‘mutlak ve vazgeçilmez düzenleyicisiydi, bugün ise emperyalist kapitalizmin mutlak ve vazgeçilmez düzenleyicisidir. Lenin yoldaş, yukarıda aktardığımız öngörüsünde yanılmıştır. Partizanın soruları bile Lenin yoldaşın yanılgısının utangaçça itirafıdır aslında. Ama dostlarımız bunu görmek, kavramak ve kabul edip, açıkça söylemek yerine, “Lenin ..borsayla ilgili değildi, burjuva yazarların bankaların işlevine dair kapitalizmin yeni niteliğini açığa çıkarması üzerinedir’’ (sf:92) gibi mazeretlere sarılmaktadır. Bilim mazeret kabul etmez. Gerçeği kabul etmek yerine mazeretlere sığınmak, meselelerin özünü kavramamaktır.

Partizan Lenin’i anlamadığımızı ve çarpıttığımızı iddia ediyor

‘Tasfiyecilikte Yeni Bir Aşama’ başlıklı bölümde ise, yine Lenin yoldaştan bir alıntıyla, Lenin’in yanılmadığını, bizim Lenin’i anlamadığımızı ve çarpıttığımızı kendisini zorlayarak kanıtlamaya çalışıyor. Alıntıları vermiyorsunuz gibi demogojilere muhatap olmamak için, okuyucuyu sıkma pahasına ilgili alıntıyı tekrarlamak zorundayız: “Değişen şey yalnızca hisse senetleri borsasının gücünün artışıdır. Çünkü mali sermaye, banka sermayesiyle kaynaşmış olan en yüksek, tekelci düzeydeki sanayi sermayesidir. Büyük bankalar hisse senetleri borsasıyla kaynaşır ve onu içine emer. ’’(abç) (Marksizmin Bir Karikatürü ve Emperyalist Ekonomizm, sf:54)

Bu alıntının hemen arkasından sorulan soru şu: ’’Bu borsaların etkisini yitirdiği biçiminde yorumlanabilir mi?’’( sf:20) Başka nasıl yorumlanır? Borsalarla kaynaşıp onu içine emen hangisi? Bankalar. Şimdi tam da burada Partizan’a bir ilkokul sorusu sormak kaçınılmaz oluyor; emilen mi etkisini yitirir, emen mi? Dostlarımız bu ilkokul sorusuna doğru cevap verebilecek kapasitededir herhalde, zira bu kadar da geri olmadıkları düşüncesindeyiz.

Hisse senetleri borsasıyla kaynaşan büyük bankaların, borsaları içine alıp emerek gerilettiği ve eski gücünü ve rolünü bankaların devraldığını bu kadar açık ve net ifade eden Lenin yoldaşı anlamayan ve çarpıtan kim oluyor acaba?

Zorlamalara gerek yok sevgili dostlar. Olanı doğru okuyalım, doğru yorumlayalım. Lenin’e göre bankalar tarafından emilip, ortadan ‘ebediyen yok olacak’ olan borsalar, bugün tam tersine, bankaları kendisine bağlamış ve mali oligarşiyi yönetir hale gelmiştir. Bu gerçeklik orta yerde dururken, çubuğu tersine bükerek, Lenin kesinlikle savunulamaz.

Lenin yoldaş, emperyalist kapitalizmin ve kapitalist kurumların geleceğine dair öngördüğü gelişmelerin de kanıtladığı üzere, esas itibarıyla doğrudur. Ancak, serbest rekabetçi kapitalizm sürecinde ekonominin temel ve vazgeçilmez düzenleyicisi olan borsalara dair öngörüsünde ise yanılmıştır. Bu da gayet doğaldır. Çünkü herhangi bir şeyin, nitelik olarak, içinden geçtiği değişim sürecinde eski kurumların gelecekte neye evrilip, gelecekteki rollerinin neler olacağını tam anlamıyla öngörülemeyebilir. Bu bağlamda, Partizan’ın, Lenin yoldaşın oldukça net vurgularını doğru okuyup, doğru yorumlamaktan bile malül olduğu bir konuda, öngörüsünde yanılmış olan Lenin yoldaşın değerinden zerrece bir şey kaybettirmez. Anlamak ve kavramak, doğru anlamak ve kavramak, bütün bunlar için doğru tarih ve parti bilinci, bilimsel zeminler üzerine oturan Marksist- Leninist- Maoist çizgi, yönelim, muhasebe, doğru ve yanlışlarıyla bütünlüklü yaklaşım son derece ciddi ve göklere çekilen temiz kızıl bayrağımızın gerekli görevidir.  

 

Önceki İçerik‘Kobané irade beyanıdır… Selamlıyoruz’
Sonraki İçerikFaşist T. C.‘nin halka dayattığı gerici savaş konsepti devrimci savaşla aşılır