CHP-AKP ilişkileri ve genel yönelimimiz!

Aslında CHP’nin yakın tarihine bakıldığında bile söylediklerimiz kavranabilir. Şimdiki durumda oldukça çekiştiği ve bazen hakkında ağır laflar ettiği AKP’nin lideri, cumhurbaşkanı sultan Tayyip’in siyaset sahnesine nereden geldiği ve kimler tarafından elinde tutularak işbaşı yaptırdığı bilinir. 7 Haziran 2015 seçim sonuçlarının ret edilmesine ciddi bir itiraz etmemesini bir yana koyalım, gizli görüşmelerle seçim sonuçların nasıl iptal edildiğini biliyoruz. Zira gerçek demokratik güçlerin elde ettikleri sonuçlar sistemin bütün kliklerini muazzam ölçüde korkutmuştu. Devleti oluşturan AKP-MHP ve bu arada CHP’nin de esas aldığı şey gerici sistemin bütün çarklarıyla ayakta kalması için devrimci-ilerici güçlerin seçimde kazandıkları mevzileri ellerinden geri alınması hamlesiydi. Bunun bir devamı olarak, milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılmasında CHP’nin tavrı diğer partilerle ortaklaşmak oldu. “Anayasaya aykırıdır ama biz yine de milletvekillerin dokunulmazlıklarının kalkmasından yana oy kullanacağız” diyen ve HDP milletvekillerinin tutuklanmaya başladığında ise “milletin vekillerini tutuklamak demokrasiye, hukuka aykırıdır” diyen bu “büyük demokrasi savaşçısı” parti ve onun büyük “demokrat” liderini hatırlayalım. 15 Temmuz darbesi sırasında hükümete açık çek veren, gitmem dediği sarayda Sultan’a efendice secde eden ve ardından ise “15 Temmuz kontrollü bir darbedir” diyenlerden halk için, ezilen kitlelerin çıkarları bakımından ne beklenebilir 

HABER MERKEZİ(04.06.2017)-Yeni bir sisteme geçişin adı olarak konulan 16 Nisan 2017 cumhurbaşkanlığı referandumu gerilerde kaldı. Hile, entrika, tehdit ve tutuklamalara rağmen ortaya çıkan hayır sonuçları yok sayılarak Evet şer ve zor ile topluma dayatıldı. Şimdi yeni bir durum ve yönelim içinde bulunmaktayız. Yeni durumu ve yönelimin önümüze çıkardıklarını objektif olarak tahlil etmeden başarılı çalışmalar yürütmek ve mücadeleyi bulunduğu noktada ileri noktalara sıçratmak mümkün olmayacaktır. Hayır, cephesinin karmaşık ve çelişkili yapısı biliniyor. Karşı-devrimin temsilcisi olan partilerin önemli bir bölümünün bile hayır dedikleri ayrıca bilinen bir gerçektir. Bunların içinde en önde yer alan CHP’dir. Geniş,  demokrat kitleler üzerindeki etkisinin yanı sıra, kimilerince yanlış olarak sol veya sosyal demokrat bir parti unvanı verilen CHP, önümüze çıkan yeni duruma nasıl bir tavır alacağı, nasıl hat izleyeceği merak konusudur.

Hemen belirtelim ki, halk saflarında olanların önemli bir kesiminin de CHP’den ciddi beklentileri var. Bu ciddi beklentiler somut analizlere dayanmaktan ziyade, kendilerince CHP’ye yüklenen ilerici rolden kaynaklanmaktadır. Bu beklenti, yeni sistem ile tahkim edilen faşizmin alt edilmesine dair bir beklentiyi içerdiğini söylemeliyiz. CHP’nin, iktidar partisi AKP tarafından devlete verilen yeni biçime karşı olduğu ve eski cumhuriyet rejiminin korunması için belli itirazlarda bulunduğu bir gerçektir. Kaldı ki bu tutum sadece CHP’ye ait bir tutum da değildir. Diğer gerici-faşist partilerin ya tamamı ya da önemli bir kesiminin de itirazlarıdır.   Şimdi yeni durum ortaya çıktığına göre hayır diyen gerici ve faşist partilerin tutumu; özellikle de CHP’nin tutumu ne olacaktır? Şöyle bir soru da sorulabilir. CHP-AKP ilişkileri nasıl bir politik bir seyir izleyecektir?

Kurucusu olduğu cumhuriyetin temel ilkelerini savunan, besleyen ve sağlamlaştırılmasında öncü rol oynayan bir parti olarak, temel ilkelerin kısmen bile olsa değiştirilme girişiminden rahatsızlık duyduğu ve eski sistemi korumak için çabalar içinde olduğu bilinmektedir. Bu çabaların hangi düzey ve sınırlarda yürütüldüğünü yakın tarihimizden biliyoruz. Türklük esasları önde olan, resmi inanç Hanefi-İslam’ın birincisini izlediği bir sistemden, İslam’ın öne alınması ve yanı sıra, devletin tüm aygıtlarının yeni şartlar altında yeniden tek elde toplanmış olan bir siteme geçişi kabul etmesi CHP için o kadar kolay olmayacaktır. En nihayetinde bu bir iktidar mücadelesidir. Ama biliyoruz ki CHP bakımından, belli bir değişim geçirmiş de olsa, bu sistemin özü olan “tek millet, tek devlet, tek bayrak” gibi ilkeler ve ”vatanın milletiyle bölünmez bir bütün olduğu” ırkçı-faşist temel hala önemle korunmaktadır. Bu nedenle CHP, yeni sisteme belli ölçülerde bir itiraz ve muhalefet yapsa da, sistemin aynı kalan bu özden kaynaklı olarak itiraz ve muhalefetini sınırlı düzeyde tutmaktadır. İktidar partisi AKP’ye karşı ileri sürdüğü muhalefet ve gürültü en fazla AKP’yi eski cumhuriyet sınırlarına çekmenin ötesine geçmemektedir. Muhalefetin düzeyini belli sınırlar içinde tutması onun bilinçli bir tercihidir. Zira CHP bu ülkede hiçbir zaman gerçek manada bir demokrasinin varlığına evet dememiştir. Diyemez de çünkü gerçek bir demokrasi onun kurduğu, savunduğu, koruyup kolladığı ve yaşatmak için katliamlara, soykırımlara dahi başvurduğu bürokratik-faşist yapının sınıf karakterine tamamen aykırıdır. CHP’nin kendisi de zaten bu bürokratik-faşist yapının önemli bir ana dişlisi durumundaki partidir. Gerçek durum budur ve tam da bu nedenle CHP ne geçmişte ve ne de bugün halktan yana demokratik bir program ve reform yanlısı tutum almamıştır. Bir ulus devlet Cumhuriyeti olarak, karşısına aldığı güçler bellidir. Resmi dilin Türk ve inancın Hanefi-Müslüman kabul edildiği, bunun dışında ki tüm dillerin, kültürlerin ve inançların inkâr edilip kılıçtan geçirildiği politikaların sahibi bir yapının, devrimin geniş kitleleri sardığı tarih diliminde ilerici laflar etmesi ve programlar ileri sürmesi, sistemin yıkılmasını engellemelere yönelik gerici barikatlardan başka bir anlamı olmamıştır.

Aslında CHP’nin yakın tarihine bakıldığında bile söylediklerimiz kavranabilir. Şimdiki durumda oldukça çekiştiği ve bazen hakkında ağır laflar ettiği AKP’nin lideri, cumhurbaşkanı sultan Tayyip’in siyaset sahnesine nereden geldiği ve kimler tarafından elinde tutularak işbaşı yaptırdığı bilinir. 7 Haziran 2015 seçim sonuçlarının ret edilmesine ciddi bir itiraz etmemesini bir yana koyalım, gizli görüşmelerle seçim sonuçların nasıl iptal edildiğini biliyoruz. Zira gerçek demokratik güçlerin elde ettikleri sonuçlar sistemin bütün kliklerini muazzam ölçüde korkutmuştu. Devleti oluşturan AKP-MHP ve bu arada CHP’nin de esas aldığı şey gerici sistemin bütün çarklarıyla ayakta kalması için devrimci-ilerici güçlerin seçimde kazandıkları mevzileri ellerinden geri alınması hamlesiydi. Bunun bir devamı olarak, milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılmasında CHP’nin tavrı diğer partilerle ortaklaşmak oldu. “Anayasaya aykırıdır ama biz yine de milletvekillerin dokunulmazlıklarının kalkmasından yana oy kullanacağız” diyen ve HDP milletvekillerinin tutuklanmaya başladığında ise “milletin vekillerini tutuklamak demokrasiye, hukuka aykırıdır” diyen bu “büyük demokrasi savaşçısı” parti ve onun büyük “demokrat” liderini hatırlayalım. 15 Temmuz darbesi sırasında hükümete açık çek veren, gitmem dediği sarayda Sultan’a efendice secde eden ve ardından ise “15 Temmuz kontrollü bir darbedir” diyenlerden halk için, ezilen kitlelerin çıkarları bakımından ne beklenebilir? 

Aslında daha çok şey söylenebilir ama bazı çarpıcı örnekler yeterlidir. İktidar mücadelesinde kendisine yedeklemesi ve devletin bekasına zarar vermemesi koşuluyla CHP, AKP’ye karşı aktif bir muhalefet bugünde yapabilir. Onun ötesinde lafını ettiği demokrasi ve hukuk onun sınıf karakterine ve ideolojisine aykırıdır. Onun demokrasisi elitlerin çıkarlarını koruya bir demokrasidir. Onun demokrasisinde işçi sınıfına, ezilen halklara, uluslara ve inançlara yer yoktur. Kürtlerin haklı mücadelesinin bastırılmasında en az AKP hükümeti kadar gayret içindedir. Referandum sırasında HDP ile yan yana gelmemesi tamamen bu politikanın doğal bir sonucudur. CHP, Ortadoğu’da Kürtlere karşı savaşın aktif savunucusu, bu noktada da yılmaz bir AKP yandaşıdır. Zira o tekçilikte AKP’ye rahmet okutur. CHP, gericiliğe-faşizme karşı ayağa kalkan ve gerçek bir değişim isteyen halk kitlelerinin mücadelesini Gezi-Haziran örneğinde olduğu gibi hileli yönlendirmelerle geriye çekerek frenlemiştir.

Peki referandum sonuçlarındaki tavrı ne oldu? Oylarının çalınmasına karşı tepkili ve huzursuz olan kitlelerin sokaklara inme arzusuna neden karşı çıktı? Komünistler için CHP’nin sınıf karakteri açıktır. Bu nedenle de CHP’nin yapıp ettiklerini garipsemezler. Bunun sebeplerini bilirler ve bir beklentileri yoktur. Bizim burada dikkat çektiğimiz şey, CHP den demokrasi adına demokrat tavır bekleyenleredir. Dahası, CHP’nin politik etkisi altındaki ileri kitleleri aydınlatmaktır. Hayat karmaşık ilişkiler yumağıyla maluldür. Her gelişme ve değişim bütün güçler içinde etkisini gösterir. Tartışmalara, çekişmelere yol açar. Kimse bundan kaçınamaz. 16 Nisan 2017 referandumu sonrasında ortaya yeni bir durum çıkmıştır. Bu ise tüm gerici-faşist partiler de olduğu gibi CHP içinde de tartışmalara yol açmaktadır. Bu tartışmalar CHP’yi nereye taşıyacaktır? CHP nasıl bir sonuçla karşı karşıya kalacaktır? Bunu tam kestirmek mümkün görünmese de, 2019’da yapılması beklenen partili cumhurbaşkanlığı seçim projesinde yüzünü halka döneceğini gösteren hiç emare olmadığı gibi, diğer muhafazakâr sağ olarak bilenen ve hayır diyenlerle daha fazla birleşeceğini söyleyebiliriz. Zira CHP’nin hedefinde sadece AKP’nin devrilmesi var. Halkın çıkarlarını savunacak bir program olmadı/olmayacaktır. İzlenecek böyle bir strateji CHP içinde yeni bir bölünme yaratır mı? Bunu ileriki yıllarda göreceğiz.      

Geniş kitleler AKP ve devletin izlediği gerici politikalarından önemli ölçüde rahatsızdır. Mevcut durumdaki gidişat halkın çok büyük bölümünü rahatsız etmektedir. Ülke çok daha derinden gerici ilişkiler içine çekilmektedir. Bilim insanlarımız, eğitmenlerimiz vs işlerinden uzaklaştırılmaktadır. İtaat kültürü, dini gericilik ve gerici savaşla halka yaşam zehir edilmiştir. Kadın kırımı çok yüksek boyutlarda seyretmekte ve kadınlar adım adım ev yaşamına ve çocuk bakıcılığına çekilmektedir. Kürt ulusuna karşı sadece içerde değil, Kürdistan’ın diğer parçalarına da saldırılar yapılmaktadır. “Erdoğan-Trump görüşmesinde Türkiye’nin PKK/YPG’ye yönelik atacağı adımların tartışıldığını” “Terör örgütlerinin konumlandığı bölgelere yönelik hareket planlarının da belirlendiği kaydedildi” (20 Mayıs 2017 Cumhuriyet) Anlaşılmaktadır ki AKP hükümeti ve devlet, Kürtlerin haklı mücadelesine ve direnişine kanla cevap vermeye devam edecektir ki bu yönelimi bütün gerici kliklerin desteğini almaktadır. Ergenekon-AKP ittifakıdır bu. Ayrıca Alevi ve diğer ezilen inançtan topluluklar haklarında yoksun ve baskı altında yaşamaktadırlar. Laik ve modern yaşamı tercih etmiş halka karşı keza saldırılar sürmektedir. Öyle ki cephe eskisinden daha fazla genişlemiştir. Sanılanın aksine AKP’ye oy vermiş kesimlerde de huzur yoktur. Yeni Akit gazetesi yazarı Abdurrahman Dilipak’ın 19 Mayıs 2017 tarihli “Toplumda İnanılmaz Bir Öfke Var” başlıklı makalesinde dile getirdiklerini dinleyelim “İnsanların Erdoğan’a inanılmaz bir güveni var. Bir o kadar da büyük beklentiler var. Söylüyorum. Bu beklentilerin karşılanması çok zor. Erdoğan nihayetinde bir insan. Eğer bu beklentiler karşılanmazsa, Allah korusun ne AKP kalır ne Erdoğan”  

Net ve açık şudur ki halk kitleleri devrimci önderlikten yoksun ama aynı zamanda bir çıkış arayışındadır. Bu eksiklik hızla giderilmelidir. Önderlik olmadan oku hedefe oturtmamız mümkün değildir. Yeni ve başka bir yaşam olan stratejik hedefimizden kopmadan, devrimci-demokratik bir mücadele hattının örülmesi, var olan devrimci birlikteliklerin sağlamlaştırılması ve halkın iradesi kırılmadan somut ihtiyaçlar temelinde izlenecek militan bir mücadele ile gerici hedefi darbelemek ve kitleleri onların kendi deneyleri içinde eğiterek gerçek kurtuluşa doğru ilerletmek acil görevlerimiz arasındadır. Bazı ilerici güçlerin hayal dünyalarından kurtulmalarının zamanıdır. Ezilen halk kitlelerin irili-ufaklı öncü kuvvetleriyle birleşmek ve onlar üzerinden geniş kitleleri toparlamak ve mücadeleye sevk etmek ve böylelikle sallantılı güçlerden yararlanmak yerine, her türden demokrasiden uzak, halka tamamen yabancı olan karşı-devrimin bazı güçleriyle birlikte bir mücadele hattı örmeyi esas almak gericidir, halka ihanettir. Bu türden bir mücadele çizgisi karşı-devrime yedeklenmekten ve halkı kandırmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır.                         

 

 

Önceki İçerikAKP Olağanüstü kongre sonuçlarının hatırlattıkları!
Sonraki İçerikDSG; Rakka’da büyük savaş başladı!