HALKLARIN BİRLEŞİK DEVRİM HAREKETİ

Türkiye ve Kuzey Kürdistan devrimci güçlerinin önemli bir bölümünün, Halkların Birleşik Devrim Hareketi adı altında bir cephe birliğine gitmiş olması sevindiricidir. Yayınladıkları ilk bildiride, anti-emperyalizm ve sosyalizm vurgusu öne çıkıyor. Bu da sevindiricidir. Bu cephe, devletin topyekûn Kürt direnişine karşı saldırmasının, şehirleri yıkıp direnişçileri hunharca yok etmeye başlamasının sonucunda Kürt direniş hareketi geniş cephe ihtiyacını daha derinden duymaya başladı. Ortadoğu halkları, doğru olanı hayat zorlamadan yapmıyorlar.

Bu cephe yürür mü? Yürüsün veya yürümesin, bu adım, iyi bir adımdır. Kurulan cephenin hedefi daraltması ve geniş cephe siyaseti izlemesi gerekiyor. Sosyalizm şiarı hoşumuza gidebilir. Ama bu şiar, bugünkü Ortadoğu’da, Türkiye’de ve Kürdistan’da cepheyi daraltır. Faşizme karşı demokrasi, savaşa karşı barış, sömürgeciliğe karşı tam hak eşitliği veya bağımsızlık. Sosyalizm talebini bugünkü şartlarda bu taleplerin önüne çıkarmak, cepheyi genişletmez. 

Cephenin, baharı ve yazı, dağlarda ve şehirlerde hangi mücadele biçimleriyle taçlandıracağını bilemiyoruz. Bildiğimiz tek şey, devletin yasal gösteri haklarını ve bu hakların kullanımını sürekli daralttığı ve çok daha ağır bir faşist diktatörlük ile alan temizliğine hazırlandığıdır.

Kuzey Kürdistan’da öncelikli sorun, milli sorundur. En temel demokratik sorun şu anda budur. Türkiye’de faşizme karşı yürütülen mücadele, bir demokrasi mücadelesidir. İşçi sınıfı başta olmak üzere tüm ezilen sınıfların, milliyetlerin, inançların ve cinslerin hak mücadelesi, demokratik ve gerçek anlamda bir laik yaşam mücadelesidir. Komünistler, kendi ideolojik hatlarını eğip bükmeden, karartmadan bu güncel gerçeği dikkate almak, yığınları bu gerçek çevresinde seferber etmek durumundadırlar.

Geniş cepheler, geniş tavizler verilerek kurulur; hassasiyet, sabır ve büyük bir sorumluluk duygusuyla da yürütülür. Gün, dostane eleştiri ve birlikte yürüme hattına bağlı kalınarak birlikte yürüme günüdür. Cephede yer alan partilerin umarım kitle tabanları genişler ve bu onların sorumluluk duygularına, sağduyularına yansır. 

İmparatoru atından alaşağı etmeye niyetlenen ve bu niyet doğrultusunda adım atan her varlığa sayfalarını cömertçe açar tarih. Tarihin en çok anlama ihtiyaç duyduğu bir çağdayız, cömertliği biraz da buradan kaynaklanıyor.

Önceki İçerikYENİLENME İHTİYACI
Sonraki İçerikMücadelenin biçim ve araçları arasındaki bağ