Reel sosyalizmin yıkılışının hemen ardından dünya sathında kapitalizm daha cüretli atağa geçerek ideolojik ve siyasal hegemonyasını pekiştirdi. Kültürel, ekonomik, siyasal, felsefi ve ideolojik mecralarda çeşitli biçim ve niteliklerde tekrardan kendini örgütledi. Örgütlenmesi tarihsel tecrübelerden bağımsız değildi. O’da, tarihin olayları ve gelişim seyrine dair politik belirlemelerde bulunarak kendine yol haritası çizmekle meşgul oluyordu. Elinde bulundurduğu araçlara ya yenisini ekliyor ya da eldeki araçları daha da kullanışlı hale getiriyordu. Bunun bir ayağını zor aygıtları diğer bir ayağını ise kültürel ve ideolojik hegemonyanın tahkimi oluşturuyordu.

Bu çok yönlü saldırı ve kuşatma elbette ki yeni bir durum değildi. Fakat eski tarz ve yöntemler biçiminde de sürdürülmesinin mümkünatı yoktu. Dolayısıyla güncele ve geleceğe kendini taşıma çeşitli düzeylerde gelişme ve yol kat etmeyi koşuluyordu. Biyoteknoloji ve nanoteknoloji vb. ileri atılımlar bu gelişim seyrinin niteliğini etkilemiştir. Kapitalist kuşatma ağı direk ve dolaylı katkılarla kendini güncellerken hız kesmeden rutin yenilenmesini sürdürüyor.

Politik yetkinlik, teknolojik üstünlük, ideolojik hegemonya ve diğer mecralardaki avantajlar göz önüne alındığında yıkımına yoğunlaştığımız kapitalizm daha bir yetkinliği ile özgüvene sahip. Bu reel gerçeğin değişimine ilişkin nasıl ve hangi araçlarla konumlanacağımız belirleyicidir. Sınıflı toplum gerçekliğinde bu çok yönlü kuşatmayı parçalamak, doğru ideolojik konumlanış, komünist program ve stratejik alt üstte kilitlenmiş seferberlikle mümkün olabilir. Bu kategorize hali keyfi teorik bir argüman değildir. Baştan aşağı organize olmuş, kendini her yönüyle örgütlemiş devasa politik bir sistemden bahsediyoruz. Bu sistem, örgüt düzeyinde anlam bulmayan tekil refleks ve mücadelelerle alt edilemez. Düş görenler böyle bir iddiada bulunabilir fakat bu durum düşün ötesine taşınamaz.

Tarihin sonu ilanı kapitalizmin yeni dönem politikasının sonucuydu

Sosyalist kampın yenilgisi, kapitalizmin ideolojik alandaki manipülasyon ve çarpıtmalar düzlemindeki teorilere ışık yakmasını sağladı. Bu, kapitalizm için yeni dönem politikasıydı. Muhalif fakat zararsız münakaşalar, radikalizmden kopuk, politik iktidar hedefi silik, kendi dünyasıyla meşgul teoriler peş peşe boy verdi. Bu iyi bir durumdu kapitalizm için. Tarihin sonu ilanı kapitalizmin yeni dönem politikasının sonucuydu. Ki daha sonra boy veren zırvalık düzeyindeki kapitalizm güzellemeleri bu etkinin yansımasıydı. Sınıf savaşımlarının reddi temelinde medeniyetler çatışması olarak ikame edilen yeni dönem politikası bu atmosferde daha da kapsamını geliştirdi. Bu saatten sonra ideolojiler ve sınıflar adına söylenecek her bir şey kati suretle reddedilmeliydi. Proletarya diktatörlüğü, komünizm çare değildi. Tarihin bu kamburundan kurtulmak olmazsa olmaz bir ihtiyaç olarak tanımlandı ve hedef tahtasına böylece oturtulmuş oldu.

Kapitalizm hareket alanının önünün tamamen açılması liberal düzeydeki politik ivmenin atılımına olanak sağladı. Kapitalizme içkin olan bireyselleşme, bencillik, çıkar ve faydacılık kültürel olarak yaşamın tüm gözeneklerine girdi. Birey toplum diyalektiği, özel ve genel arasında ki bağ birbirinden yalıtıldı. Tarihsel zorunluluğun ürünü olan komünist örgüt ve örgütlenmenin altı aynı bağlamda boşaltıldı. Tecrübeler ışığında ele alınması gereken yenilgi ve özgünlükler toptan reddedilerek liberal ideolojik ağın etkisine girdi. Politik erozyon dal budak saldıkça, tasfiyenin kapısı aralandı. Çeşitli türevlerde açığa çıkan tasfiyelerin ardındaki esas etken ideolojik kırılmaların yansımasıydı. Kırılma derinleştikçe yalpalamaya yol açıyor, bunun doğal sonucu olarak mevzilerin savunulmasında tereddüt hakim hale geliyordu.

Geri çekilme yeni arayışlar adı altında derin krizlerin önünü açtı. Post Marksistlerin peygamberi olan Hart Negri gibi birçok teorisyen hatırı sayılır bir rol üstelenerek kapitalizm mevzisinde konumlandı. Bu çağın belirgin vurgularından biri ise komünist devrimci örgüt karşıtlığı zemininde cereyan ediyordu. İktidar ve önderlik rolüne ilişkin tanımlamalarda öne çıkan vurgu zorunlu duraklardan koparıldı. Kişilerin diktatörlüğü ve çekişmesi olarak yorumlandı. Partinin, nesnel mücadelelerin, sınıf mücadelesinin bir parçası olduğu gerçeği manipüle edilerek sunuldu. Sovyet döneminde Lenin ve Stalin yoldaşın tarihsel süreçte izledikleri çeşitli politikalar, siyaset, çizgi ve ideolojiden koparıldı. Kişi ihtirasları ve iktidar hırsı olarak damgalandı. Olgu, bağlamından, tarihselliğinden, iç ve dış gerilim hattından ve aynı zamanda özgün çelişkilerden muaf görüldü. Pratik eylemin yanlış, hata ve zaaflar barındıracağı diyalektik olarak olumlu ve olumsuzlukların iç içe olacağı gerçeği hasır altı edildi. Tanrı muamelesi yapılan sosyalist iktidarlar idealist belirlemelerle yorumlandı.

Kruşçev ve sonrası ortaya atılanlar bilinçli bir tercihti. Çarpıtmaya dayalı tarih yazımın özel bir anlamı vardı. Kapitalizmin buhranı sosyalizm karşıtlığı zemininde hem önlenmeye çalışılıyor hem de dizayn edilemeye çalışılıyordu. Doğal olarak devrimin tüm kazanımları çeşitli aşırılıklar ve hatalı politikalara heba ediliyordu. Aynı durum Çin devrimi içinde vuku buldu. Kültür Devrimi Mao’nun iktidar hırsının bir tezahürü olarak kavratıldı. İçsel çelişkilerde kapitalist yolculara dönük militan tarihsel deneyimin felsefi ve siyasal arka planı gölgede bırakıldı. Sınıf mücadelesinin bir çarpışması olan Kültür Devrimi kadroların çatışmasına indirgendi. Halkın ve sosyalizmin çıkarları zemininde inşa edilmeye çalışılan bu kesitler olağan üstü bir çabayla lağvedildi. Devrim içindeki devrimin politik, kültürel ve ideolojik dayanakları her fırsatta darbelendi. Mao’nun köylü devrimcisi olarak anılması planlı bir çıkıştı. İndirgemecilikle malul bu yelpaze hızını alamayarak Mao’yu sınıf uzlaşmacı ilan etti. Tüm bunlar ve sonrası kesinlikle tesadüf değildi. Özel bir yönelim özel bir organize haliydi. Bu hakikatin görülmesi şart. Görülmediği taktirde inkara düşmek kaçınılmaz olur. Ki dünyamızda ve coğrafyamızdaki tartışmalar göz önüne alındığında gerçeği yadsıyanların epeyi çoğaldığı görülebilir.

Lenin, içinden geçtiği politik atmosferde komünist örgüt inşasının gerekliliği ve formuna ilişkin teorik sentezlerde bulundu. Bilincin dışarıdan taşınmasına ilişkin belirleme profesyonel örgüt anlayışına oturtuldu. Rosa yoldaşla bu noktada çatıştı. Bu çatışma en yakın dostu Martov’la da yollarının ayrılmasını tetikledi. Parti ve örgüt tartışmasına ilişkin ortaya koyulan sentez devrimin gerçekleşmesinin temel anahtarı olarak tanımlandı Lenin tarafından. Pratik süreç ve Çarlık’ın yıkılışı bu teorinin eylem sahasındaki gerekliliğini teyit etmiş oldu. Çarlık’ın devrilmesi tesadüf eseri olmamıştı. Başından itibaren ana halkalara ilişkin belirlemeler zafere ulaşılmasında belirleyici rol oynadı. Buna binaen objektif durumun elverişliliği de zaferin taçlanmasında etkinliğe sahipti. Bu vesileyle alt üst oluşların kendiliğinden olmayacağı açık bir biçimde kavranmıştı. Tek bir mecradan vurulan darbelerin sonuç vermeyeceği ön görülmüştü. Tüm çelişkilerin tek bir merkezden yönetilmesi bundan dolayı önemsenmişti. Örgüt, bu zeminde sahada yer edinmesi gereken bir araçtı. Fakat bu araç, amacın diyalektik bir bileşeni ve asli öznesiydi.

Özcesi, devrimci komünist örgütün inşası bir hiyerarşi tutkusu, yönetme arzusu ve iktidar hırsı olarak açığa çıkmadı. O, stratejik hedeflere kilitli, yıkarken eşit adil ve yaşanılır bir sisteminin inşasına kilitlenmişti. Bu inşanın temel harcını Paris Komünü deneyimi biçimlendiriyordu. Örgüt ve devrimin iç içeliği bu noktada göze çarpmaktadır. Her ikisi bir ve aynı değilse de aynı hedefe varmakta zorunlu duraktır. Birini Marks ve Engels ayaklarının üzerine oturturken diğerini ise Lenin bize armağan etti.

Tüm cephelerden savaş açılmadıkça radikal dönüşüm ve inşa mümkün değildir

Gelinen aşamada ise sosyalizm, komünizm ve öncü örgüt alerjisi hortlatılmış durumda. Elbette ki bu tek yanlı bir meziyet değil. Bu koşulların yaratılmasında devrimci komünist örgütlerin azımsanmayacak zaafları katkıda bulundu. Fakat bir fikrin yanlış temsili o fikrin yanlış olduğu anlamını taşımaz. Ya da her bir safhada yanlışa düşüleceği anlamını içermez. Bunun adı toptancılık olur. Olguya biçilen misyonla olgunun pratikte aldığı biçim değişebilir. Bu pek ala mümkündür. Ancak bu paradoksal durumla karşılaşıldığında tahlil yöntemi ne olmalıdır. Düğüm noktası tamda burasıdır. Bilimsel tahlil adı altında öne sürülen inkar liberal idare-i maslahatçılığın kapısını çoktan aralamıştır. Niyetin böyle olduğunu iddia etmiyoruz. Lakin çizgisel boyutta içselleştirilen bu savruluş yeni sistem ve yaşamı inşa edemez. Entelektüellerin, yazarların, aydınların politik mecralarda fiili olarak yer edinmemeleri buralarda aranmalıdır. Örgüt ve örgütlenme karşıtlığı zemininde boy veren teorik argümanları da bu yelpazeyle direk ilişkilidir. Fanatik düzeydeki karşıtlık ideolojiktir. Bireycilik ve kendiliğidencilik bu çizgide temsil olup, liberal dünyanın nesnel dayanağı durumundadır.

Komünist örgüt değince yaka silken bu kıymeti kendinden menkul cenah “yaşamı devrimcileştirelim yeterli” diyerek işin içinden çıkacaklarını ummaktalar. Kültürel mütevazılık ve mütevazı yaşam bir yere kadar anlam teşkil eder. Konumlanışı kendini bir cepheye hapsettiğinden kapitalizm karşısında şansı olmadığını pek kavramaz. Ya da kavramak istemez. Muhalefet etmenin radikal dönüşüm için yeterli olmadığı gerçeğini bir türlü anlamaz. Tüm cephelerden savaş açılmadıkça radikal dönüşüm ve inşa mümkün değildir. Hatta savaşta tek başına yeterli değildir. Kimin yönettiği, hangi programın sevk ve idare ettiği, hangi sınıfın damgasını taşıdığı, ideolojik pozisyonu kritik öneme sahiptir. İşte örgüt ve örgütlenme bu tasavvurun sahada cisimleşmiş halidir.

Post Marksizm’in entelektüel gevezeliği bugün ideolojik hasım olarak karşımızda durmaktadır

Sınıf düşmanınız ancak böyle yerle yeksan edilir. Komünizme ancak böyle varılır. İdeolojik, felsefi, kültürel, siyasal ve askeri tüm saldırıları komünist örgüt göğüsleyip püskürtebilir. Tekil insan muhalefetinin kapitalizm karşısında hükmü yoktur. İnsan eyleminin kolektif mecrada birleşerek tüm zenginlikleriyle eş zamanlı hareket etmesi sağlanmalıdır. Maoist örgüt, Leninist örgüt tarzının sadık temsilidir. Bürokrasiye, liberalizme, sekterizme karşı mücadele platformudur. Lenin’den Mao’ya uzanan örgüt formudur. İçteki ve dıştaki iktidar bu örgüt formuyla alt edilebilir. Uzaklarda aramak anlamsızdır. Kapitalizmin, bürokrasinin ve liberalizmin cehennemi Maoist örgüt formudur. Asla ajitasyon değildir söylediklerimiz. Tamı tamına hakikattir.

Post Marksizm’in entelektüel gevezeliği bugün ideolojik hasım olarak karşımızda durmaktadır. Eksiklik ve yetersizliklerimiz buna asla engel olmamalıdır. Aynı zamanda teorik cephaneliğimizin doğruluğundan kuşku duyulmamalıdır. Emperyalist kapitalist sistemi aşmakta örgütlü zor tek seçenektir. Subjektif ve objektif durumun handikapları gizli saklı bir şey değildir. Yetersizlikler ortaya koyulduktan sonra yapılması gereken yoğunlaşma, özveri ve pratiğin siyaseten biçimlenmesini sağlamaktır. Dünyayı değiştirme eylemi irili ufaklı özverilerin katkısıyla sağlanacaktır. Örgütün gelişmesi devrimin saç ayağıdır. Kelimenin gerçek anlamında devrim isteniyorsa örgütü geliştirmek ilk görevdir. Devrim, sosyalizm ve komünizm böyle savunulur. Bilgiçlik, idare-i maslahatçılık, entelektüel söz dizimleri devrim için anlam ifade etmez. Zorun zorunluğunu içselleştirmiş kolektif eylem belirleyicidir. Gerçek ve tarihsel olarak tanıtlanmış olanda budur. Bu gerçeğe sarılmak insanlığın, dünyanın ve doğanın kurtuluşu içindir.

Önceki İçerikDevrimci Siyasetin Gücü ve Kazanma Siyaseti
Sonraki İçerikMKP dava tutsakları: Tüm halkımızın, yoldaşların, dostların yeni mücadele yılı umut dolu olsun!